Hazır giyim 19 milyar doları aşacak, bu yıl rekora koşacak

Türkiye’nin küresel şoklara, üretim kapasitesi ve uyum yeteneğiyle en hazır sektörlerinin başında gelen hazır giyim, pandemiye rağmen 2020’yi başarıyla kapattı. Küresel ticaretin ağır bir yıkımla karşılaştığı bu zorlu yılı, 17 milyar 143 milyon dolarlık ihracatla tamamlayan sektör, bu rakamla Türkiye’nin sanayi ihracatına yüzde 17.4, toplam ihracatına ise yüzde 10.1 oranında katkı sağladı. 2019’da 17.7 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren hazır giyim sektörü, 2020’yi miktar bazında yüzde 2.4, döviz karşılığı olarak yüzde 3.1 ekside kapattı. Ülkemize net 15.5 milyar dolar döviz kazandırdı.

Sektörün 2021 hedefi ise daha büyük. Avrupa ve ABD başta olmak üzere dünyada kitlesel aşı uygulamalarının başlaması ve Birleşik Krallık ile serbest ticaret anlaşmasının (STA) imzalanması sektörü umutlandırıyor. 2021’de yüzde 8-10 oranında bir ihracat artışı hedefleniyor. İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Mustafa Gültepe ile bu sayımızda 2020 yılını değerlendirip, 2021’e ilişkin hedeflerini konuştuk. Ayrıca sektörün bu yıl ihracatta yakalayabileceği fırsatları ve karşı karşıya kalabileceği riskleri masaya yatırdık.

UYUM GÜCÜMÜZ YÜKSEK

Değerlendirmemize geçen yılın özetiyle başlayan Gültepe, şöyle konuştu: “Unutamayacağımız bir yılı geride bıraktık. 2020 sadece Türkiye için değil, dünyada zor geçti. Hem sağlıkta hem de ticarette ağır bir yıkımla karşı karşıya kaldık. COVID-19 bir yılda 1 milyon 800 bin can aldı. Ekonomik kayıp trilyon dolarlarla ifade ediliyor. Küresel ticaret yaklaşık üç ay boyunca neredeyse durdu. Perakende tarafında dramatik iflaslar yaşandı. Özetle tarihe geçecek bir yıl yaşadık. Hepimize geçmiş olsun.” Peki hazır giyim sektörü olarak 2020’de neler yaptılar? Gültepe sorumuzu şöyle yanıtladı: “Her şeyden önce bir gerçeğin altını çizmem gerekiyor. Türkiye’de küresel şoklara en hazır, uyum yeteneği ve kapasitesi en güçlü sektörlerin başında yer alıyoruz. İşte bu gücümüz ve kapasitemiz sayesinde 2020’yi az hasarla atlattık. Yatırıma, istihdam yaratmaya, katma değerli üretime ve ülkemizin ihracat gücüne güç katmaya devam ettik.”

 

REKORLAR YILI YAŞADIK

Gültepe, rakamların diliyle tabloyu şöyle özetledi: “Hazır giyim sektörü, yarısı maske ve koruyucu giysi üretimi için olmak üzere 2020’de yaklaşık 6 milyar TL’lik yatırıma imza attı. Salgından hemen önce 592 bin olan istihdamımızı eylül ayında 602 bine çıkararak rekorumuzu tazeledik. Yine bu zorlu yılda sanayi ihracatına yüzde 17.4, ülkemizin toplam ihracatına yüzde 10.1 katkı sunmanın mutluluğunu yaşadık. 2019’da 17.7 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirmiştik. Küresel ticaretteki kaosa rağmen 2020’yi miktar bazında yüzde 2.4, döviz karşılığı olarak yüzde 3.1 ekside kapattık. 17 milyar dolarlık psikolojik sınırın üzerine çıkarak 17 milyar 143 milyon dolarlık ihracat yaptık. Ülkemize net 15.5 milyar dolar döviz kazandırdık. Temmuzda ve ekimde iki kez aylık ihracat rekorumuzu kırdık. Ağustosta tüm sektörler arasında ihracat birincisi olduk. En yüksek aralık ayı performansımızı geçekleştirdik. Türkiye’nin genel ihracatında ortalama kilogram birim fiyatı 1 dolar düzeyindeyken, biz sektör olarak 16.5 dolardan ihracat yaptık. Bir başka ifadeyle ülke ortalamamızın 16 katı katma değerli ihracata imza attık. Kısaca stratejik sektör olarak önceki kriz dönemlerindeki gibi yine üzerimize düşen sorumluluğun gereğini yerine getirdik. Hem kazandık hem de ülkemize kazandırdık.”

ALMANYA EN BÜYÜK PAZAR

Hazır giyim sektörü, geçen yıl en fazla ihracatı Almanya, İspanya ve İngiltere’ye yaptı. Üç ülkeyi sırasıyla Hollanda, Fransa, ABD, İtalya, Irak, Danimarka ve İsrail takip etti. Bu ilk 10 ülkeye ihracat geçen yıla göre yüzde 2.1 daraldı. Gültepe, Türkiye’nin en büyük pazarı Almanya’ya ihracatı yüzde 2.3 de olsa artırmasının sektörün motivasyonu açısından önemli olduğunu söyledi. Diğer taraftan ABD’ye ihracatımızda bu yıl yüzde 22.6 gibi bir artışa imza atıldığını açıklayan Gültepe, “Dünyadan 105 milyar dolarlık hazır giyim ithalatı olan ABD’ye ihracatta yıllar sonra ilk kez 800 milyon dolar seviyesine yaklaştık. Hedefimiz bu pazarda en az 5 milyar dolara ulaşmak. Hollanda’ya ihracatta da yüzde 11.3’lük artışın altını çizmek istiyorum” diye konuştu. İhracatta ürün gruplarına bakıldığında ise 2020’de 8.4 milyar dolarlık ihracatla örme giyim başı çekiyor. Bu grubu 6 milyar dolarla dokuma giyim ve 1.9 milyar dolarla da hazır eşyalar ve ev tekstilleri takip ediyor.

POZİTİF AYRIMCILIK BEKLENİYOR

Türkiye, 2021’e de salgının gölgesinde girdi. Ancak dünyada kitlesel aşı uygulamalarının başlaması ve Birleşik Krallık ile STA imzalanması sektörü umutlandırdı. Gültepe, pazarlarda canlanmanın ikinci çeyrekte başlayacağını üçüncü çeyrekle birlikte normale dönülebileceğini öngördüklerini söyleyerek, “Eğer bu gerçekleşir ve rekabetçi bir döviz kuru olursa yılı yüzde 8-10 oranında bir ihracat artışı ile kapatabiliriz. Maske ve medikal kıyafetlerde rekabet gücümüzü zayıflatan hibe şartının kaldırılması halinde 19 milyar doların da üzerine çıkıp, yıllık ihracat rekorumuzu kırabiliriz. Firmalarımız 2020 koşullarında bile ara vermedikleri yatırımlara devam etmek istiyor. Kapasite artırımı ve teknoloji yenilemesi için yatırıma ihtiyacımız var. Ancak %15-20’lerdeki kredi faizleri yatırımı cazip olmaktan çıkarıyor. Bu konuda sektöre pozitif ayrımcılık yapılmasını bekliyoruz” dedi.

İngiltere ile STA’dan sektöre 800 milyon $'lık katkı

Hazır giyim sektörü için 2020 bitmeden Birleşik Krallık ile imzalanan STA anlaşması, tam anlamıyla bir yılbaşı hediyesi oldu. Menşe kuralları netleşmese de anlaşmanın imzalanması ile sektör derin bir nefes aldı. Çünkü İngiltere hem sektör hem de Türkiye için önemli bir ticari ortak. Aynı zamanda Türkiye’nin dış ticaret fazlası verdiği ülkeler arasında da yer alıyor. Ülkemizden İngiltere’ye yapılan toplam ihracatın beşte birini hazır giyim sektörü gerçekleştiriyor. Salgına ve pazarların yaklaşık 3 ay kapanmasına rağmen 2020’de İngiltere’ye 1 milyar 897 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiklerini açıklayan Mustafa Gültepe, “Bütün olumsuzluklara rağmen yılı sadece binde 5 ekside kapattık. STA imzalanmasaydı 1 Ocak 2021’den itibaren İngiltere’ye ihracatımızda yüzde 12 gümrük vergisi ile karşı karşıya kalacaktık. Dolayısıyla bu ülkeye ihracatımızın yüzde 30-35 daralmasından, yani 1.3 milyar dolarlara gerilemesinden endişe ediyorduk. STA’nın imzalanması sayesinde hem bu endişemiz ortadan kalktı hem de İngiltere pazarında 2021’de mevcudun üzerine yüzde 10 ilave ihracat ekleme umudu doğdu” dedi. İngiltere’deki iş ortaklarıyla temaslarından da önümüzdeki döneme dair olumlu sinyaller aldıkları bilgisini veren Gültepe, “2021’de İngiltere’ye ihracatımızı 2.1 milyar dolara çıkarabiliriz. Bir başka ifade ile STA’nın sektörümüze doğrudan ve dolaylı katkısının 800 milyon dolar olduğunu söyleyebilirim. Önümüzdeki dönemde ilave birtakım düzenlemelerle ‘kazan kazan’ ilkesi çerçevesinde yeni işbirliklerinin temellerini atabilir, İngiltere pazarındaki payımızı çok daha yukarılara taşıyabiliriz” şeklinde konuştu.

SEKTÖRÜN ÖNÜNDEKİ FIRSATLAR VE RİSKLER

Türkiye tedarikte öne çıkıyor

Korona süreci, küresel ticarette tedarik zincirini de değiştirdi. Çin ve Güneydoğu Asya ülkeleri özellikle Avrupa ve ABD merkezli küresel markalar için yıllardır ucuz üretim merkeziydi. Ancak salgın süreci uzaktan tedarikin her zaman avantaj olmadığını ortaya koydu. Markalar, uzaktan tedarik ve uzun dönemli stok bulundurma zorunluluğu nedeniyle salgın döneminde ağır maliyetlerle karşı karşıya kaldı. Birçok marka uzak coğrafyalar yerine ihtiyacı olan ürünü en yakın noktadan tedarik etmek istiyor. Mustafa Gültepe, işte bu yeni durumun Çin’e alternatif arayan Avrupa merkezli markalar için Türkiye’yi en önemli seçenek olarak öne çıkardığını söyledi. Gültepe, “Her şeyden önce Türkiye Çin ile birlikte hazır giyimde entegre altyapıya sahip iki ülkeden biri. Uçtan uca tedarik zincirinin tüm halkalarında büyük bir potansiyelimiz var. Her segmentte ve her kalitede üretim yapabiliyoruz. Coğrafi olarak Avrupa’ya çok yakınız. Hızlı moda ve kısa termin süremiz ile rakiplerimizden ayrışıyoruz. Daha da önemlisi sosyal sorumlulukta AB standartlarında üretim yapıyoruz. Ürün kalitemizle, sürdürülebilir ve çevreci üretim kapasitemizle yeni döneme en hazır ülkeler arasında yer alıyoruz” diye konuştu. Ayrıca, bilindiği gibi sosyal sorumluluk ve çevreci üretim AB pazarı için önemli kriterler arasında yer alıyor. Gültepe, ‘sistematik insan hakları ihlali’ nedeniyle geçen yıl ağustos ayında Kamboçya ürünlerinin AB’ye gümrüksüz girişinin kaldırıldığını hatırlatarak, “Karar, Kamboçya’nın AB pazarındaki rekabet gücüne ağır bir darbe vurdu. Avantajlarımızı fırsata dönüştürebilirsek halen ihracatımızın yüzde 70’ini gerçekleştirdiğimiz AB pazarındaki yüzde 9 olan payımızı yakın gelecekte iki katına çıkarabiliriz” dedi.

Uzakdoğu’ya karşı uyanık olalım!

Hazır giyim sektörü yeni dönemde fırsatlar ağır bassa da AB pazarında risklere karşı da uyanık olmak durumunda. Örneğin AB’nin serbest ticaret anlaşması ile Vietnam’a sağladığı imtiyazların önümüzdeki dönemde sektöre olumsuz yansımaları olabileceğini söyleyen Gültepe, AB’nin STA gereği Vietnam ürünlerine gümrük vergisini 6-8 yıl içinde sıfırlayacağını vurguladı. “Türkiye olarak biz bu geçiş dönemini hem AB merkezli markalarla entegrasyonumuzu hem de dijital ve sürdürülebilir ticaret kapasitemizi güçlendirerek değerlendirebiliriz” diyen Gültepe, diğer riskleri de şöyle anlattı: “Türkiye’nin de stratejik ortağı olduğu ‘Bir Kuşak Bir Yol Projesi’ de sektörümüz için potansiyel bir riski barındırıyor. Proje tamamlandığında Çin ürünleri Avrupa pazarına hem daha hızlı hem de daha düşük maliyetle ulaşabilecek. Çin’in bu kapasiteye erişimi bizim AB pazarındaki hızlı moda ve hızlı termin konusundaki avantajımızı olumsuz etkileyecek.”

Gültepe, salgın sürecinde maske ve medikal giysilerin de önemli bir alt kategori olarak öne çıktığını söyleyerek, “Firmalarımız hızlı uyum konusundaki becerileri ile maske ve medikal giysi üretimi için birkaç ayda 3 milyar TL’nin üzerinde yatırım ile büyük bir kapasite yarattılar. Halen Çin’den sonra bu alanda ikinci üretici ülke konumundayız. Hibe şartı kaldırılır ve firmalarımızın önü açılırsa medikal kıyafetler konusunda Avrupa’nın üretim üssü olabilir sadece bu kategoride yıllık 5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirebiliriz” diye konuştu.

ABD’de büyüme imkânımız var

Dünya genelinden yaptığı hazır giyim ithalatı 105 milyar dolar olan ABD pazarı, sektör için büyük bir fırsat barındırıyor. Ticaret savaşı nedeniyle Çin’den ithalata ilave gümrük vergileri getirildiği için ABD’li markaların Türkiye’ye ilgisi giderek artıyor. ABD’li markaların ilgisi bu yıl ihracata da pozitif yansıdı. 2020’de ABD’nin Vietnam, Bangladeş ve Hindistan gibi önemli tedarikçilerinden ithalatı düştü. Gültepe, “Lojistik dezavantajımıza rağmen 2020’de ABD’ye ihracatını artıran iki ülkeden biri olmamızı bu ülkede algımızın yükselmesinin bir işareti olarak değerlendirebiliriz. ABD’ye ihracatta yakaladığımız sıçramada maske ve medikal giysilerin katkısı büyük olmakla birlikte kadın ve erkek örme giyim, kadın örme iç giyim, erkek dokuma iç giyim, bebek giyimin yanı sıra sütyen ve korse gibi kategorilerdeki artışın da altını çizmem gerekiyor. Bu kategorilerde ABD’nin toplam ithalatı azalırken Türkiye’den ithalatında görülen artışı önemli bir işaret olarak değerlendirebiliriz” dedi.

Gültepe, “İHKİB olarak ABD pazarındaki algımızı daha da yukarı çıkarmak için yoğun çaba içindeyiz. ABD Moda Endüstrisi Federasyonu ile ortak program yürütüyoruz. Ayrıca ülkenin etkili moda dergilerinde Türk moda endüstrisinin algısını güçlendirecek makaleler için içerik çalışması yapıyoruz” şeklinde konuştu.

Hangi konularda destek isteniyor?

■ ABD’ye navlun maliyetlerini destekleyici önlemler alınmalı.

■ Özellikle ABD’den gelebilecek talepler göz önünde bulundurularak kapasite sorununu aşmak için ölçek artırıcı yatırımlar desteklenmeli. Bu çerçevede halen sadece 6’ncı Bölge için geçerli yatırım destekleri tüm bölgeleri kapsayacak şekilde genişletilmeli.

■ Maske ve koruyucu giysi ihracatında sektörün rekabet gücünü zayıflatan hibe şartı kaldırılmalı.

■ Ülkemizde üretimi olmayan ürünlerin ithalatına uygulanan ek vergiler gözden geçirilmeli.

■ Dahilde İşleme Rejimi (DİR) sektörün taleplerine uygun yeniden düzenlenmeli. DİR kapsamında sektörün kullandığı temel hammaddelerin eşdeğer eşya tanımından çıkarılması kararından vazgeçilmeli.

■ Tasarım destekleri mevcut istihdamı da kapsayacak şekilde devam etmeli.

■ Sektörün ‘yeni normal’e daha hızlı uyum sağlayabilmesi için dijitalleşme ve sürdürülebilirlikle ilgili projeler için özelleştirilmiş desteklerle teşvik edilmeli.

TürkçeEnglish